BAŞKANIN MESAJI

BAŞYAZI

16 Nisan 2017 Pazar günü gerçekleştirilen anayasa değişikliği referandumu yüksek bir katılımla gerçekleştirilmiş, sandığa giden vatandaşlarımız demokratik tercihlerini “evet” veya “hayır” oyu kullanmak suretiyle göstermişlerdir. Unutmamamız gerekir ki; tercihi ne olursa olsun tüm vatandaşlarımız aynı gemidedir. Referandum sonucu tüm vatandaşlarımız için aynı sonucu doğuracak; Türkiye kazandığında, “evet” diyen de “hayır” diyen de kazanacaktır. Bugün çocuklarımızın geleceği için “Milli Birlik ve Beraberliğimizi” korumak, savaş ve terör gibi pek çok belayla aynı anda mücadele etmek zorundayız. Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği “muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmak” için çalışmak, işsizlik sorununa çözüm bulmak, yoksulluğu ortadan kaldırmak ve halkımızı refah içerisinde yaşatabilmek için sürdürülebilir bir şekilde kalkınmaya devam etmek zorundayız. 

TÜRK-İŞ ve üyesi sendikalar olarak, her platformda, çalışan kesimin sorunlarını dile getiriyor, “muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma” hedefine ulaşma noktasında temel insan hakları, sendikal haklar ve diğer tüm sosyal hakların önemine dikkat çekiyoruz. Dolayısıyla, referandum sonucunun ülkeyi yönetecek kişilere, özellikle çalışma yaşamı ve sendikal haklar konusunda daha fazla sorumluluk yüklediğine inanıyoruz. Önümüzdeki süreçte, çalışan kesimin uzun zamandır çözüm bekleyen sorunlarının öncelikle ele alınmasını ve gerekli adımların ivedilikle atılmasını bekliyoruz. Bu düşünce ve beklentilerle referandum sonucunun ülkemize ve tüm vatandaşlarımıza hayırlı olmasını, ülke sorunlarına daha kısa sürede kalıcı çözümler getirmesini diliyoruz.

Ülkemiz son yıllarda bir yandan güç dengelerindeki küresel değişimlerden etkilenmiş, diğer yandan DEAŞ, PKK/PYD, FETÖ, DHKP-C ve daha pek çok terör örgütünün saldırısına uğramıştır.  Güzel ülkemiz, 15 Temmuz hain darbe girişimine, çevresini sarıp sarmalamış kanlı savaşlara, üç milyonu aşkın mülteci akınına maruz kalmıştır. Ancak, milletimiz olağanüstü azmi ve kararlığı ile bu zorlukların üstesinden gelmiş; demokrasisine, bağımsızlığına, birlik ve beraberliğine sahip çıkmıştır. Böylece, tarih boyunca başı ve sonu belli olmayan saldırılara karşı sürdürdüğü varoluş ve bağımsızlık mücadelesinde büyük bir zafer daha kazanmıştır. TES-İŞ, vatanımızı, bağımsızlığımızı ve demokrasimizi canları pahasına koruyan şehitlerimize, gazilerimize, tüm güvenlik güçlerimize ve Yüce Türk Milletine her zaman minnettardır. 

Amerika ve Avrupa’da son yıllarda yaşanan siyasi değişimler; yükselen milliyetçilik, artan müslüman karşıtlığı, Türkiye’yi sahip olduğu değerlerle her zaman olduğundan daha önemli ve ihtiyaç duyulan bir ülke haline getirmiştir. Türkiye yoksul ve müslüman ülkeler için umudu, demokrasisi zayıf olanlar için mücadeleyi, göç yolundaki mülteciler için cömertliği, yardımseverliği ve misafirperverliği simgeleyen bir konuma yükselmiştir. Dünyada barışın ve dinler arası hoşgörünün anahtarı bugün Türkiye’nin elindedir. 

Avrupa ve batı medeniyeti, mülteciler karşısındaki tavrı ile insan haklarına değer veren tüm vatandaşlarının başını önüne eğdirmiştir. Türk Milleti’nin 15 Temmuz’da demokrasi için verdiği mücadele ve mültecilere karşı gösterdiği cömertlik dünya demokrasi ve insanlık tarihine altın harflerle yazılırken, Avrupa’nın kendi vatandaşlarına dahi utanç veren tavırları ise bir kara leke olarak tarihteki yerini almıştır. 

Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, bugün sınırlarımızda ve sınırlarımızın ötesinde terör örgütlerine karşı savaş vermektedir. Barış, istikrar ve huzur için sınır ötesine geçen Mehmetçik, bölgeyi teröristlerden arındırmak için kahramanca savaşmakta ve hedeflerine birer birer ulaşmaktadır.   

Bu kabiliyetleriyle Türkiye; olağanüstü koşulların getirdiği büyük ekonomik zorluklara rağmen, ayaklarının üstünde durmasını bilmiştir. Başta yenilenebilir enerji olmak üzere enerji sektörüne yapılan yeni yatırımlar bizi sevindirmekte, bir yandan enerjide dışa bağımlılığımızı azaltırken, diğer yandan ülkemizin stratejik önemini arttırmaktadır. 

Enerji sektöründeki büyüme ve özel sektör yatırımlarındaki artış sendikamızın örgütlenme stratejisinde de değişikliklere neden olmaktadır. 2017 yılı verilerine göre sendikamız enerji sektöründe çalışanların yaklaşık yüzde yirmi beşini temsil etmektedir. Bu rakam bizi, kendi örgütlü bulunduğu sektörü en yüksek oranda temsil eden sendika yapmaktadır. Ancak; bu rakam, henüz sendikalı olmayan diğer yüzde yetmiş beşlik kesimin sorumluluğunu da omuzlarımıza yüklemektedir. 

Varoluşumuz, bağımsızlığımız ve demokrasimiz ile ilgili yaşadığımız olağanüstü gelişmelerin karşısında; sendikal hareket olarak bizler, “önce vatan” dedik. Ardından normalleşme süreciyle birlikte, kazanılmış haklarımızı korumak ve geliştirmek için kendi gündemimize yeniden yoğunlaştık.   

Örgütlü olduğumuz enerji, su ve gaz sektörü genel olarak çok tehlikeli işler sınıfına girmektedir. İşyerinde bir kaza ile karşılaşma ihtimali, hayatını kaybetme ya da yaralanma korkusu işe giden bir işçinin aklına gelebilecek en son şey olmalıdır. Akıl sağlığı ve fiziksel bütünlüğünden endişe etmeden işine gidip gelebilmek bir işçinin en temel hakları arasında yer almaktadır. Türkiye bugün ölümlü iş kazalarında Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer almaya devam etmektedir. Bu tablonun değişebilmesi için yenilenen mevzuatın uygulanmasına yönelik adımlarda daha kararlı olunmalı ve çalışmalara hız verilmelidir. 

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün “İş kazalarının yüzde doksan sekizi önlenebilir kazalardır.” tespiti öncelikli hedef olarak belirlenmelidir.     

Kıdem tazminatı kazanılmış hakkımızdır; vazgeçmemiz ya da taviz vermemiz mümkün değildir. Ancak, ne hükümetler kıdem tazminatını fona aktarma isteğinden, ne de işverenler yük olarak gördükleri bu hakkı ortadan kaldırma isteğinden vazgeçmiş değildir.  

TES-İŞ olarak, kıdem tazminatı ile ilgili bir düzenleme yapılacaksa kıdemini alanların haklarının geriye gitmesi şeklinde değil, alamayanların hakkını almasını sağlayacak nitelikte bir düzenleme yapılması gerektiğini savunuyoruz. Bu nedenle; 30 gün başta olmak üzere; kazanılmış hakları geriye götürecek bir düzenleme önümüze gelirse, TÜRK-İŞ ile birlikte haklarımızı sonuna kadar savunacağız.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 87 ve 98 Sayılı sözleşmelerine aykırılığı ortadan kaldırmak ve AB mevzuatına uyum sağlamak amacıyla örgütlenme konusunda mevzuatımızda son yıllarda kapsamlı değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikler sonrasında, ülkemizdeki sendikalı işçi sayısı ve örgütlenme oranında kısmi bir artış sağlanmıştır. Ancak, özelleştirmeler, taşeronlaşma, kayıt dışı, güvencesiz istihdam ve NACE kodlaması gibi daha pek çok nedenlerle örgütlenmede sıkıntılar devam etmektedir. 

Şu an için çok büyük sorunlar yaşanmasa da, NACE kodlamasına göre aynı işyerinde birden fazla işkolu iddiaları ortaya atılabileceğinden; sendikal barış, örgütlenme ve toplu sözleşmeler açısından gelecekte daha büyük sorunlar yaşanması muhtemeldir.   

Kangrenleşen taşeronlaşma sorununun ortadan kaldırılması ve aracı firmalara ödenen paraların alın teri döken ve kazancın asıl sahibi olan işçiye verilmesi için hükümetin taahhütlerini yerine getirmesini, bu sorunun yılsonuna kadar kalıcı bir çözüme kavuşturulmasını bekliyoruz. 

NACE kodlamaları ve taşeronlaşma ile ilgili sorunların çözülmesi, aynı zamanda sağlıklı örgütlenme koşullarının oluşmasına, aynı ve eşit iş gören işçiler arasında gelir adaletinin sağlanmasına da katkı sunacaktır. 

Ailesiyle birlikte onuruyla yaşayabileceği bir gelire sahip olmak her işçinin hakkıdır. Asgari ücret tespit edilirken ya da toplu sözleşmeler yapılırken “insan onuruna yakışır gelir” düzeyi korunmalı, ücretli kesimin ödediği vergi oranları makul düzeylere indirilmelidir.    

Çalışma hayatı ile ilgili sorunların çözümünde işçi, hükümet ve işveren kesimlerinin diyalog içerisinde olması, etkili ve kalıcı çözümler elde edilebilmesi açısından son derece önemlidir. Bu çerçevede; tüm kesimlerin sorunları birlikte omuzladığı sosyal diyalog yöntemi TES-İŞ için her zaman en önemli araçlardan birisi olmuştur. Önümüzdeki dönemde tüm sorunları bu anlayışla masaya yatırmak ve ülkemize yakışan bir çalışma yaşamı tesis edebilmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Daha önce çeşitli vesilelerle ifade ettiğimiz gibi; üyelerimizin haklarını almak, korumak ve geliştirmek söz konusu olduğunda Şahin olacağız.   

Çalışma hayatı açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bu süreçte, tüm güzelliklerin ülkemizin üzerinde olmasını temenni ediyor, vatandaşlarımıza, çalışan kesime ve üyelerimize aydın bir gelecek, güçlü bir Türkiye diliyorum.