BAŞKANIN MESAJI

Değerli Üyeler, 

Sendikamız TES-İŞ, Türkiye’nin yedi bölgesine yayılmış 34 şubesiyle büyük bir ailedir. Türkiye sendikal hareketinin ve TÜRK-İŞ Konfederasyonunun öncü sendikalarından birisidir. Biz bunu tarihimizden gelen tecrübeye, birikimlerimize, kurumsal ve sendikal kültürümüze, her sendikada olması gereken ve hayati önem taşıyan örgütlenme kabiliyetimize borçluyuz.  

Çalışma yaşamı ve endüstri ilişkileri hızla gelişen teknoloji ve iletişim araçlarının getirdiği yenilikler; eskisinden farklı düşünmemizi ve hareket etmemizi zorunlu hale getirdi. Yaşadığımız tüm tecrübeler bize; üyelerimizle sürekli iletişim ve irtibat halinde olmamız gerektiğine işaret ediyor. İşyerlerindeki üyelerimizle iç içe, omuz omuza yürümemiz, faaliyetlerimizi onların görüş ve talepleri doğrultusunda gerçekleştirmemiz gerektiğini gösteriyor. 

Sendikaların güçlü bir şekilde varlıklarını sürdürebilmeleri için örgütlenme çalışmalarına aralıksız devam etmeleri gerekiyor. Türkiye’de bugün sendikal örgütlenme oranının geldiği noktaya bakacak olursak; noter şartının yürürlükten kalktığı 7 Kasım 2013 tarihinden itibaren oranın yaklaşık yüzde 5.3 puan artarak, Çalışma Bakanlığının Temmuz 2021 verilerinde açıklanan yüzde 14.13 rakamına ulaşabildiğini görüyoruz.  

Bu oranın çok düşük olduğunu sendikalar olarak yıllardır dile getiriyoruz. Kasım ayının ilk haftasında Çalışma Bakanı Sayın Vedat Bilgin’in TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı sunumda, Türkiye’de sendikalaşma oranının düşük olduğunu ifade etmesi ve kayıt dışının ortadan kalkması için sendikalaşma oranının artması gerektiğini açıklaması durumun hangi noktada olduğunun daha iyi anlaşılması açısından son derece önemlidir. Çalışma Bakanının aynı toplantıda, düzgün ve sendikalı olan işyerlerinde beyaz bayrak uygulamasına gidileceğine ilişkin açıklamaları da sendikalar açısından ayrıca dikkat çekiciydi.  

TES-İŞ, kendi işkolunu örgütleme oranı bakımından tüm sendikalar arasında yıllardır ilk sıralarda yer almaktadır. Ancak, pek çok işyerinde enerji, su ve gaz işçisi arkadaşımız hala örgütsüz ve pek çok haktan mahrum bir şekilde çalışmaktadır. Dolayısıyla, bizler de ülkemizin her bölgesine yayılan şubelerimiz aracılığıyla bu işyerlerini de örgütlemek için gayret gösteriyoruz.  

Pandemi dönemi çalışma hayatını, Türkiye’de ve dünyada sendikal hareketi olumsuz bir şekilde etkiledi. Tüm dünyada pek çok işyeri kapandı, işsizlik arttı ve ücretlerde kayıplar yaşandı. 

Tüm sendikalar gibi bizler de bu süreçte interneti, sosyal medyayı ve iletişim araçlarını etkin bir şekilde kullanarak, üyelerimize ulaşmaya ve faaliyetlerimize bu şekilde devam etmeye, özellikle iş ve ücret kayıplarının önüne geçmeye, iş güvencesi, iş sağlığı ve güvenliği çerçevesinde pandeminin olumsuzluklarını ortadan kaldırmaya çalıştık. 

Pandemi döneminin etkisiyle gelecekte insanların ve özellikle işçi hareketinin video konferans ortamlarına hapsedilmesine kesinlikle karşıyız. Ancak, tüm aşılama ve yeni tedavi yöntemleri geliştirme çabalarına rağmen henüz pandeminin sona erdiğini söylemek mümkün değildir. 

Dolayısıyla, sendikal eğitimlerde önümüzdeki süreçte yüz yüze eğitimlerin yanısıra video konferans yönteminin de sıklıkla kullanılması gerektiğine inanıyoruz. 

Türkiye’de sendikalar; ücret, iş sağlığı ve güvenliği, kıdem tazminatı, asgari ücret ve çalışanların üzerindeki vergi yükleri, örgütlenme gibi önemli sendikal konuların yanında iklim değişikliği, sıfır karbon salınımı hedefi ve enerjide adil dönüşüm gibi konulara gündemlerinde yeterli düzeyde yer veremiyorlar. 

Teknolojik gelişmeler ve iklim değişikliği konusunda alınan kararların tam anlamıyla uygulanmasıyla birlikte ekonomide önemli bir dönüşüm süreci yaşanacağını, bazı işlerin yok olabileceğini ve yeni nitelikler gerektiren iş alanlarının açılabileceğini öngörmek ve geleceğe hazırlıklı olmak zorundayız.  

1-12 Kasım tarihlerinde Glaskow’da 197 ülkenin katılımıyla Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı yapıldı. Konferans çerçevesinde dünyadaki tüm sendikalar fosil yakıtların kullanılmaması ve karbon salınımlarının kademeli olarak sıfıra indirilmesi hedefi nedeniyle kaybedilecek işler konusunda endişeli olduklarını açıkladılar. Yaptıkları açıklamalarda, önümüzdeki dönemde bu konularda alınacak kararlarda sendikaların mutlaka söz sahibi olması gerektiğini deklare ettiler.

Türkiye’nin yenilenebilir enerji ve çevreci yeşil enerji konusunda attığı adımlar, Nükleer enerjide yapılması planlanan santral sayısının üçe çıkarılması gibi gelişmeler de dikkate alındığında, üyelerimizi ve sendikamızı geleceğe hazırlamak anlamında atacağımız adımların önemi artıyor. 

Kamu çerçeve protokolünün ardından kamu kesimi toplu iş sözleşmelerimizi imzaladık ve sonuçlarını üyelerimizle paylaştık. Önümüzdeki günlerde sendikal hareketin ve Konfederasyonumuz TÜRK-İŞ’in gündeminde 1 Aralık 2021 tarihinde başlaması beklenen asgari ücretin tespiti konusu bulunuyor.  

Son dönemde yaşanan yüksek enflasyon ve hızla yükselen döviz kurlarının baskısı altında çalışan kesimin ücretlerinin ve satın alma gücünün eridiğini dikkate alarak asgari ücrette kayıpları giderecek düzeyde bir artış yapılması gerekmektedir. 

Asgari ücret tespit komisyonunda çalışan kesimi temsilen yer alan konfederasyonumuz TÜRK-İŞ, vatandaşın yüzünü güldürecek bir asgari ücret beklediğimizi, bu asgari ücretin 45 yılın asgari ücreti olacağını açıkladı. 

Asgari ücrette yaşanan artışlar, kaldıraç etkisiyle toplu sözleşmelerde elde edilen rakamları da olumlu bir şekilde etkileyeceğinden işçiler için ayrıca önem arz etmektedir.  

Önümüzdeki günlerde bu sürece elimizden gelen katkıyı koyacak ve gelişmeleri hep birlikte takip edeceğiz. 

Asgari ücretle birlikte çalışanların üzerindeki vergi yükü de gündemimizdeki yerini koruyor. Bugün ülkemizdeki vergi gelirlerinin üçte ikisine tekabül eden çok büyük bir bölümü çalışanlardan alınmaktadır. Vergi yükünün Anayasamızda belirlendiği gibi adil ve dengeli bir şekilde dağıtılması, çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmasını istiyoruz. 

Her işçinin ocak ayında aldığı maaşı aralık ayında da aynı şekilde almasını istiyoruz. 

696 Sayılı KHK ile taşeron çalıştırma konusunda atılan önemli adıma rağmen, kamuda taşeron uygulaması tamamen sona erdirilebilmiş değildir. Aynı şekilde, geçici işçi problemine de henüz köklü bir çözüm getirilebilmiş değildir. Bu konuda TÜRK-İŞ çatısı altında çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Ayrıca grev hakkı olmayan işkolumuzda, Yüksek Hakem Kurulu kararları ile ilgili sıkıntılar yaşamaya devam ediyoruz. Dolayısıyla bu konuyu sürekli gündemimizde tutmaya özen gösteriyoruz. 

Bu konular çerçevesinde hazırlanan dergimizin üyelerimize ve çalışma hayatına faydalı olmasını temenni ediyor, üyelerimize aileleriyle birlikte mutlu, huzurlu ve esen dolu bir yeni yıl diliyorum.